top of page


“Talihsiz Âşık Veysel”: Karanlık Dünya ve Sansür
Bakışımızı geçmişe doğru çevirdiğimizde karşımıza beyaz perdede süzülenler kadar, onun dışına itilmiş, kesilmiş ve susturulmuş imgelerin de varlığı çıkar. Türkiye sinemasının tarihsel sürecine dikkat kesildiğimizde, yalnızca estetik ve sanatsal bir alanın bitişiğinde iktidarın kendini temsil ettiği, “yurttaşını” kurduğu ve toplumsal hafızayı düzenlediği bir ideolojik beyaz perde çıkar karşımıza.

Selin Sungar
2 gün önce10 dakikada okunur


Mirror
One by one, lost the appetite once he had, started forgetting even most basic stuff, started neglecting the loved ones and himself... He ate too much or ate not nothing at all most of the times. Slept all the time or stayed awake for many mornings. Felt everything or did not feel at all. Yet nothing bothered him as loss of passion to his profession. Writing was the thing that gave life to him. His passion slipped away from his mind’s eye as he was not able write even a single
Kaan Demirşah
12 Tem5 dakikada okunur


Bizi Gördüğünü Söyle
Görmek, farkında olduğumuz en basit deneyim aracıdır. Uyandığımızda ilk önce görüyoruz ve aslında o andan itibaren tekrar uykuya dalana kadar bakışımızla dış dünyayı kendi özel alanımız haline getiriyoruz. Her zaman beklediğimiz otobüs durağından evimizin kapısına, sürekli geçtiğimiz sokaktan yıldızlara kadar her imgeyi tek tek kaydediyoruz. Bütün bu imajların belli bir uyum içinde organize edilmesinin ardından oluşturduğumuz mekân, içinde yaşadığımız dünyayı, yani etrafımızı

Atahan Okay Uğur
5 Tem6 dakikada okunur


Le Destin du Dévoilement : De la Technicité à la Conception Heideggerienne de l’Ouverture
C’est au cœur de La question de la technique que se trouve la proposition énigmatique de Heidegger, qui consiste à dire que dans l’essence même de la technique résident ensemble le danger suprême et le remède qui va nous sauver. Autrement dit, la technique moderne en tant qu’un mode de dévoilement qui est susceptible de couvrir la possibilité de tout dévoilement comme tel partage avec l’art un domaine d’origine. En effet, par ce domaine on entend précisément le mot τέχνη qui

Behram Mete Nuhoğlu
29 Haz11 dakikada okunur


Analık ve Devrim
The Visitation, by Lorenzo Maitani and Associates, Orvieto cathedral Orijinalinde Maternity and Revolution başlığını taşıyan Terrry Eagleton'ın bu yazısı, Culture Matters adlı siteden çevrilmiştir. Bkz. https://www.culturematters.org.uk/maternity-and-revolution/ Oyun yazarı Edward Bond, "Lear" adlı oyununun önsözünde, içerisine doğduğumuz dünyadaki "biyolojik beklentilerimizden" dem vurur. Bu, bir bebeğin o muazzam savunmasızlığının ihtimamla karşılanacağına, ona yalnızca gıd

Zeynep Kalaça
21 Haz3 dakikada okunur


Nature as Female Subjectivity: Deconstructing the Romantic Sublime in Hamnet
Maggie O’Farrell’s novel Hamnet explores a couple who have endured the tragic loss of their child and examines how grief shapes both their individual identities and their relationship, while simultaneously foregrounding their inner struggles. Their lost child, Hamnet, serves as the inspiration behind Shakespeare’s world-famous play Hamlet and functions as a central point of reference for both Agnes and her husband, William Shakespeare. Although the couple might appear to cons

Ekin Alpan
7 Haz7 dakikada okunur


Hang the DJ: Building and Breaking the System of Surveillance
Introduction When technology was not as developed as it is today, individuals would meet through friends, in institutions such as school, work, or in an entirely spontaneous and “destined” ways. However, with the development of technology to respond to social needs, these interactions have evolved into a digital world in a much faster and broader manner. In this new world of neoliberal digital culture, platforms play a crucial role in shaping individuals’ socialization and fo
Hazal Turanlı
31 May6 dakikada okunur


On the Body that Hurts: A Meditation on Pain, Language and the Unlivable
Begin here, at the simplest possible place. A body. A hurt. The tooth that wakes you at three in the morning, the grief that arrives without announcement, the dull accumulating pressure of a life that has not gone the way the life was supposed to go. We begin here not because these are trivial examples but because they are irreducible ones. They cannot be thought away. They cannot be deferred to a later chapter. The body that hurts is always already the most insistent fact, t

Ece Karadağ
24 May13 dakikada okunur


Platon Diyaloglarında Savaşın Ahlaki Sınırları
Savaş, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana varlığını sürdüren, toplumsal yaşamı derinden etkileyen yıkıcı bir olgudur. Çok sayıda iç ve dış savaşa sahne olan Antik Yunan’da, özellikle Atina için savaş olgusu merkezi bir öneme sahiptir. Öyle ki bu kendini yazılı ve sözlü gelenekte gösterir. Homeros ve Hesiodos’un başyapıtlarından, Theognis’in lirik şiirlerine; Thokudides’in karmaşık nesirlerinden, toplumsal ve ahlaki sorunları konu alan Euripides ve Aiskhulos’un tragedya

Elif Kızıl
16 May7 dakikada okunur


İktidar ve Utanç
Ailelerin çocuklardan öğrenmesini beklediği temel bir duygudur utanç, eylemin yanlışlığının dışa doğru bir kabulünü içerir. Bir çocuk eyleminden utandığında ailesi artık bu hareketin yanlış olduğunu kanıksadığına inanır. Utanmak, çoğu zaman dışarıdan bir baskının sonucudur, özü itibariyle bireyin toplumla çatışmasının bir ürünüdür. Toplum olmasa utanmak olmaz. Tabii ki burada bireyin de topluma katılırken bu denetimi içselleştirdiğini es geçmemek lazım. O zaman utancı iki uns

Kemal Sarp Cömert
9 May5 dakikada okunur


Kolektif Günahımız: Ignavi
“Under the brown fog of a winter dawn, A crowd flowed over London Bridge, so many, I had not thought death had undone so many.” T.S. Eliot’un Çorak Ülke şiirindeki bu dizeler, Londra Köprüsünden geçen sabahçıların yaşamlarını Dante’nin cehennemine gönderir. Dante’nin Cehenneminin 3. Kantosunda geçen “Aklımın ucundan bile geçmezdi, ölümün bunca insanı yenik düşürmesi” ifadesi, 600 yıl sonra Eliot’un şiirinde, bu sefer modernitenin ruhsuzluğunu vurgulayarak tekrar canlanır; zir

Atahan Okay Uğur
2 May5 dakikada okunur


Un Aperçu de la Mafia Basé sur le Film Gomorra
Dans cet article, basé sur le film Gomorra, nous tenterons de présenter une vue d'ensemble de Gomorra et d'autres types de mafia, ainsi que du concept de « mafia » en général. Pour comprendre la mafia, il faut en étudier les racines historiques, examiner les différents types de mafia mentionnés ci-dessus, les structures organisationnelles de ces différents types de mafia, les secteurs dans lesquels elles se concentrent et les conditions sociopolitiques qui ont conduit à leur

Muhammed Yusuf Ekin
25 Nis10 dakikada okunur


Jack London’ın Zihninde Yaşamak: Levent Cinemre ile Söyleşi
28/03/2026 Hodos Dergi editör ekibi olarak; kariyerini, yaşamını ve zihnini büyük ölçüde Jack London’a adayan çevirmen Levent Cinemre ile bir araya geldik. Çevirmenliğe dair başlayan sohbetimiz, Jack London’un hayatına ve Cinemre için ne ifade ettiğine uzandı. Bu söyleşide bir çevirmenin, çevirdiği eserin yazarının zihniyle nasıl bağ kurduğunu yakından görme fırsatı bulduk. Söyleşimizde, Cinemre’nin 13 yaşında köpek korkusunu yenmek için okuduğu Vahşetin Çağrısı ile başlayan

Hodos
19 Nis19 dakikada okunur


De la Mimesis au Dévoilement : l’Art Au-delà de la Copie
Dans sa nouvelle intitulée « Le Chef-d'œuvre inconnu », Balzac raconte l'histoire du peintre Frenhofer. L'artiste cherche à représenter la vie sur sa toile avec une certaine perfection, mais il ne parvient finalement qu'à un chaos de couleurs insensé. Cet échec illustre une contradiction inhérente à la création car plus un artiste s'efforce de recréer fidèlement la réalité, plus il risque de perdre le sens même de son œuvre. On voit ici que le désir d'une ressemblance totale

İlke Ezgi Kuru
11 Nis13 dakikada okunur


Gözetim Altında
(Arzular ve gündüz düşleri ruhu yolundan döndürüp onu kör-edici bir karanlığa sürükler, bu karanlık ise ruhun çürümeyi göze alacak kadar güçsüzleşerek nihayet başıboş hayaletler tarafından alaşağı edileceği anı bekler sürekli.) 1-Bakışlarla bozuldu zamanın akışı solgunluğun kendi sabrına karşı, başlangıç sonsuzluğa karıştı yankılar, şimdiye ait zincirlerde sürünüp duruyor solgun bir objenin izini bırakıp bileklere birliğini damarlardan ötesine taşıyarak: bedeni nasıl zayıflaş

Behram Mete Nuhoğlu
4 Nis3 dakikada okunur


The Personal as Political: Annie Ernaux’s Literary Universe
This article examines the literary universe of Annie Ernaux, the 2022 Nobel laureate in literature, arguing that her decades-long body of work constitutes one of the most sustained and politically significant literary projects of the twentieth and twenty-first centuries. Drawing on her practice of autosociology—a hybrid genre that fuses personal memoir with sociological and ethnographic analysis—Ernaux transforms individual memory, bodily experience, and class shame into inst

Ece Karadağ
29 Mar22 dakikada okunur


Diyalektik mi, Eklektik mi? (Diyalektiğin Maoist “Kavranışı” ve “Uygulanışı” Üzerine Polemik Notları)
Diyalektik mi, Eklektik mi? (Diyalektiğin Maoist “Kavranışı” ve “Uygulanışı” Üzerine Polemik Notları) “Voprosı filosofii” (Felsefe Sorunları), Sayı: 7 (1968), s. 40-49 Maoizm adı verilen hastalığa tam bir teşhis koymak kolay bir iş değildir. Bu teşhis, yalnızca söz konusu olguyu şu ya da bu başlık altına yerleştirmekten ibaret olamaz — bu başlık ister “kişi kültü” veya “komünizmin kışla-bürokrasi tipi yozlaşması”, ister “pragmatizm” veya “dogmatizm”, ister “metafizik düşün

Ragim Mamedov
20 Mar16 dakikada okunur


Aile Yılında Faşizmi Düşünmek: Reichçi Bir Perspektiften Faşizmin Psikopolitik İnşası
Giriş Faşizm çoğu zaman totaliter bir rejim biçimi, ideolojik sapma ya da kriz anlarında ortaya çıkan tarihsel bir tepki/anomali olarak ele alınır. Faşist otorite, tek parti buyurganlığını şiddete başvurarak ve çoğu zaman siyasal maskesinin ardına gizlenerek zorla benimsetme amacı güder. Wilhem Reich, kendi yaklaşımında faşizmi yalnızca ekonomik, sosyal, siyasal krizlerden doğan bir tepki, basitçe totaliter rejimler tarafından dayatılan siyasal ideoloji olarak okumaz. Reic

Defne Sungar
14 Mar12 dakikada okunur


Mübtedinin Ayak Sesleri
Dar koridorun dört yanından gelen topuk sesinden, yaklaşan kişinin arkasında mı önünde mi olduğunu anlayamadı. Zaten önünü arkasını bilecek bir durumda değildi artık. Ne yaşadığından emin değildi ne yaşayacağını hiç tahmin edemiyordu. Öyle hatırlamamak gibi değildi onun ne yaşadığını bilmemesi sanki hiç anlamamış gibiydi başından geçenleri, sadece olayları ve sırasını biliyordu, üzerinde bir etkisi olmuş gibi görünse de aslında sadece rol yapıyordu, hayatı boyunca yalan söyle
Ahmet Yerlioğlu
6 Mar4 dakikada okunur


Tractatus Logico-Philosophicus Neden Okuyucu Dostu Bir Eser Değildir? Sezgisel Bir İnceleme
Tractatus Logico-Philosophicus (TLP)’un ilk basımı yüz yılı aşmış bulunuyor fakat biz TLP’yi ne ölçüde anladık yahut bunun için birtakım ön şartlar gerekli midir? Başlıktan da anlaşıldığı üzere belki de bu husus üzerindeki yargımız üzerine bir işmar vermiş olabiliriz. Aşağıda bu meseleyi iki bölümde ele almaya çalışacağız. Öncelikle Kantçı anlamda diskürsif olmayan bir tarzda, sezgiye hitap ederek, gevşek bir okuyucu karşıtlığı tipolojisi önereceğiz. İkinci bölümde ise TLP bu

Tolunay Çağım Çağatay
27 Şub7 dakikada okunur
HODOS
bottom of page
